İş kazaları, Türk İş Hukuku'nun en can alıcı konularından biridir. İşverenin iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğini (İSG) sağlama yükümlülüğü, sadece bir idari kural değil, doğrudan Anayasa'dan ve Borçlar Kanunu'ndan dayanak alan mutlak bir görevdir.
İşverenin Gözetme Borcu ve Kusursuz Sorumluluk
Yargıtay'ın son dönemdeki yerleşik içtihatlarına göre, işverenin sorumluluğu sadece kusur temelli değildir. 'Tehlike Sorumluluğu' ve 'Sosyal Risk' ilkeleri gereği, işveren her türlü önlemi almış olsa bile, iş kazası sonucu meydana gelen zararlardan belirli oranlarda sorumlu tutulabilmektedir. İşyeri ortamındaki her türlü riskin minimize edilmesi, işverenin en temel 'gözetme borcu'dur.
Kusur Raporlarının Önemi ve İtiraz Süreçleri
Davanın seyrini belirleyen en kritik aşama, SGK müfettişleri ve mahkeme bilirkişileri tarafından hazırlanan kusur raporlarıdır. Bu raporlarda işçiye verilen kusur oranları (müterafık kusur), işverenin ödeyeceği tazminat tutarını doğrudan etkiler. İş kazasının meydana geldiği andan itibaren tutulan tutanaklar ve iş güvenliği eğitim belgelerinin varlığı, mahkeme huzurunda en güçlü kanıtlarımızı oluşturacaktır.
Maddi ve Manevi Tazminat Boyutları
İş kazası neticesinde işçinin veya yakınlarının talep edebileceği tazminatlar; tedavi giderleri, iş göremezlik kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ve derin acı sonucu doğan manevi tazminatlardır. Maddi tazminat hesaplamaları artık PMF tabloları ve güncel aktüer kurallarına göre yapılmakta olup, bu hesaplamaların doğruluğu profesyonel bir hukukçu tarafından denetlenmelidir.
Ofisimiz, iş kazası sonrası hem işçi haklarının korunması hem de işverenlerin hukuki risklerinin yönetilmesi süreçlerinde kapsamlı ve sonuç odaklı bir temsil hizmeti sunmaktadır.



